SELİM’Lİ HALK ŞAİRLERİMİZİ TANIYORMUYUZ
Değerli kardeşlerim!
Türk Halk Edebiyatı içerisinde şiir’in müstesna bir yeri vardır. Çünkü şiir, söz sanatlarının en önemlisi ve en etkilisidir. Yüz yıllardan beri insanlar, fikirlerini, düşüncelerini, ideal ve inançlarını yine aşk ve sevdalarını, hayal ve ümitlerini, zulme uğrayışlarını ve öfkelerini hep şiirler vasıtasıyla dile getirmiş, yüreklerindeki ateşi söndürmüşlerdir. Şiirleri yazan kişilere şair denir. Şairler, toplumun aynasıdır. Asrımız da bütün dünyayı bir toplum (hatta bir köy) olarak düşünmek hiçte yanlış olmaz. Şairler, toplumda cereyan eden bütün olaylarla yakından ilgilenir, sezgiyle kavrar, müspet ve menfi düşüncelerini şiirlerine yansıtarak toplumun gelişmesine ve bilinçlenmesine katkıda bulunurlar. Bundan dolayıdır ki şairler, toplumda söz ustaları olarak bilinirler.
Selim ilçemizde de çok sayı da halk şairlerimiz ve aşıklarımız vardır. Ben bunlardan 27 tanesinin hayatlarını ve şiirlerini toplayıp bir kitap olarak yayınladım. Halkımızın, özellikle gençlerimizin teveccühü’nü kazandık. Ama bunlar yeterli değil. Önemli olan bu kültürümüze sahip çıkmak ve ilçemizde çıkmış olan bu değerlerimizi tanımak ve tanıtmak…. Kitle iletişim araçlarının yaygın olduğu bu zaman da hâlâ insanlarımız kendi bağırlarından çıkmış olan bu aşık ve şairlerini tanımıyorsa bu ciddi bir eksikliktir. Duyarlılık sahibi herkese görev düşmektedir. Bu yazımın bitiminde selim ilçemizin yetiştirdiği ve ülkemizin tanınan bir o kadar sevilen aşığı olan Rüstem ALYANSOĞLU’ nu sizlere tanıtmak istiyorum. Rüstem Alyansoğlu, rahmetli ÇOBANOĞLU, Şeref Taşlıova, İlhami DEMİR gibi aşıklarla atışabilin, onlarca plak ve kaseti bulunan önemli bir aşığımızdı… bu vesile ile kendisini rahmetle anıyorum. Gençlerimizin de bu aşıklarımızı tanımalarına vesile olmasını diliyorum…
RÜSTEM ALYANSOĞLU (1939 – 1981)
1939 yılında Selim ilçesinin Baykara köyünde doğdu. Âşıklık geleneğine ilişkin ilk bilgileri yörenin âşıklarından olan babası Hüseyin Alyansoğlu’dan aldı. Köyüne gelen bir göçebe kızı olan Bergüzar’a âşık olduktan sonra şiir yazmaya ve bağlama çalmaya başladı. Önce yöredeki, daha sonra Türkiye’nin öteki yörelerin deki bir çok âşıkla tanışıp karşılaşma olanağı buldu.
Kendi anlatımıyla, Kuzeydoğu Anadolu’nun ünlü âşıklarından Şenlik ve Sümmani’nin etkisinde olan Aşık Alyansoğlu, hem usta malı türküleri hem de kendi türkülerini söyledi. 1970 yılından itibaren Konya Âşıklar Bayramına katıldı. Çeşitli dallarda birincilik ödülleri aldı. Şiirlerinde ağırlıklı olarak gurbet, yoksulluk gibi konuları işledi. Öteki dallarda da birçok örnek verdi. Aşıklık geleneğini yurtiçinde ve yurt dışında devam ettirdi. Birkaç tane de çırak yetiştirdi. Bunlardan bir tanesi de yeğeni Mansur Alyansoğlu’dur. 41 yaşlarında iken yakalanmış olduğu amansız bir sarılık hastalığından kurtulamayarak 21.10.1981 yılında arkasında eşini ve gözü yaşlı 5 çocuğunu bırakarak Hakkın rahmetine kavuşmuştur.
İşte 6 tane şiiri….
KARA TOPRAK
Bunca gelip gidenleri
Koymuyor bu kara toprak
Nice canları yedi de
Doymuyor bu kara toprak
Bunca çalıştığım boşa
İsmini yazarlar taşa
Ne ağa der ne de paşa
Saymıyor bu kara toprak
ALYANSOĞLU’yum ozanım
Asıl senmişsin mekânım
Çok bağırdım ala canım
Duymuyor bu kara toprak
NERDE
Cahil insan ile edersen pazar
Maya nerde zarar nerde kâr nerde
Gün gelir ki dostu dostunan üzer
Selam nerde sabah nerde sır nerde
Mevla emreyledi levh-i kaleme
Melekleri boyun eğdi selama
Nur-u didarına vardı kelâma
Musa nerde asa nerde Tur nerde
ALYANSOĞLU derler boş geçti zaman
Eyüp’e dert verdi Yusuf’a zindan
Hızır’a aşk verdi Yunus’a umman
Balık nerde Yunus nerde tor nerde
YOKSULUN
Dünyaya gelmeden felek peşinde,
Asla hiç güler mi yüzü yoksulun.
Bir lezzet görmedi tatlı aşında,
Kurumuş temelden tuzu yoksulun.
Durmadan baktırır her gün falına,
Saat bulmaz kayış bağlar koluna,
Beş kuruş getirip versen eline,
Tutmaz eli, görmez gözü yoksulun.
Yastığı şapkadır, ceket yorganı,
Yavan ekmeğidir kuru soğanı,
Bir çuvalı vardır bir de urganı,
Kaldırmaya tutmaz dizi yoksulun.
ALYANSOĞLU bu ahvale erilmez,
Dolu vurdu çiçekleri derilmez,
Her ne söylenirse kulak verilmez,
Yalan olur doğru sözü yoksulun.
BAYRAM GÜNLERİNDE
Komşular bir birisine,
Vara bayram günlerinde.
Açılan dil yarasını,
Sara bayram günlerinde.
Bayram günü arzusunu,
Unutsunlar sızısını,
Dertli anam kuzusunu,
Sara bayram günlerinde.
ALYANSOĞLU şiir düzdü,
Düzdükçe göz yaşı süzdü,
Kıbrıs’a bir tebrik yazdı,
Vara bayram günlerinde.
DÖNDÜ
Bana derler kederin yok,
Yanık bağrım taşa döndü.
Gecelerim hayal oldu,
Gündüzlerim düşe döndü.
Yüküm gider kervan gibi,
Gülmeyen bezirgan gibi,
Dünya bir merdivan gibi,
Yollarım yokuşa döndü.
ALYANSOĞLU yok imkanım,
Suyu bitmiş değirmenim,
Ne evim var ne mekanım,
Bir yuvasız kuşa döndüm.
GEL GEL
Yaz bahar ayında arzu eyledin
Birde bizim elin kışına gel gel.
Hasta düştüm üzerime gelmedin,
Ben ölürsem boşu boşuna gel gel.
Çaldıkça sazımı artar kederim
Demek böyleymiş benim kaderim
Dört kaptanlı bir gemide giderim
Dostların seyreder peşine gel gel.
Dertli aşık seni bekler burada
Bu gidişle eremedim murada
Gelip sorsan Alyansoğlu nerede
Baykuş konmuş mezar taşıma gel gel.
DÖKDE GİT
Bana hasret kalan yarim
Gözlerinden yaş dök de git.
Hasta düştüm ulaşmadın
Mezarıma taş dök de git.
Duman dağı bürümeden
Her yanına yürümeden
Kemiklerim çürümeden
Mezarıma köş dök de git.
Daha bekletme zamanı
Gelmeden dağın dumanı
Bağrımda sevda çıbanı
Gel bağrımı deş dök de git.
Alyansoğlu’n gönlü gamla,
Ne olur derdimi anla
Gözlerinden birkaç damla
Bir değil de beş dök de git.
MUHANNET
Çok zamandır terk eylemiş yurdunu
Gelip hanesine dönmez muhannet.
Soran yok ki bu garibin derdini
Geçer selamını vermez muhannet.
Yabancılar bağlarından gül çeker
Kulaklarım ses de, gözüm yol çeker
Ne haber gönderir ne de tel çeker
Mektup da halimi sormaz muhannet.
Alyansoğlu yüreğinden karalı
Gönüller yakındır menziller aralı
Vurdu yüreğimden koydu yaralı
Gelip yaralarım sarmaz muhannet.