Selim’de Tek Başına…
vefat & Taziye Haberi
Doğu'da kadın olmak...
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SELİM’Lİ HALK ŞAİRLERİMİZİ TANIYORMUYUZ

Erdinç TİP
Türk Halk Edebiyatı içerisinde şiir’in müstesna bir yeri vardır. Çünkü şiir, söz sanatlarının en önemlisi ve en etkilisidir. Yüz yıllardan beri insanlar, fikirlerini, düşüncelerini, ideal ve
01.01.1970 / 02:00


SELİM’Lİ HALK ŞAİRLERİMİZİ TANIYORMUYUZ



Değerli kardeşlerim! 





Türk Halk Edebiyatı içerisinde şiir’in müstesna bir yeri vardır. Çünkü şiir, söz sanatlarının en önemlisi ve en etkilisidir. Yüz yıllardan beri insanlar, fikirlerini, düşüncelerini, ideal ve inançlarını yine aşk ve sevdalarını, hayal ve ümitlerini, zulme uğrayışlarını ve öfkelerini hep şiirler vasıtasıyla dile getirmiş, yüreklerindeki ateşi söndürmüşlerdir. Şiirleri yazan kişilere şair denir. Şairler, toplumun aynasıdır. Asrımız da bütün dünyayı bir toplum (hatta bir köy) olarak düşünmek hiçte yanlış olmaz. Şairler, toplumda cereyan eden bütün olaylarla yakından ilgilenir, sezgiyle kavrar, müspet ve menfi düşüncelerini şiirlerine yansıtarak toplumun gelişmesine ve bilinçlenmesine katkıda bulunurlar. Bundan dolayıdır ki şairler, toplumda söz ustaları olarak bilinirler.



Selim ilçemizde de çok sayı da halk şairlerimiz ve aşıklarımız vardır. Ben bunlardan 27 tanesinin hayatlarını ve şiirlerini toplayıp bir kitap olarak yayınladım. Halkımızın, özellikle gençlerimizin teveccühü’nü kazandık. Ama bunlar yeterli değil. Önemli olan bu kültürümüze sahip çıkmak ve ilçemizde çıkmış olan bu değerlerimizi tanımak ve tanıtmak…. Kitle iletişim araçlarının yaygın olduğu bu zaman da hâlâ insanlarımız kendi bağırlarından çıkmış olan bu aşık ve şairlerini tanımıyorsa bu ciddi bir eksikliktir. Duyarlılık sahibi herkese görev düşmektedir. Bu yazımın bitiminde selim ilçemizin yetiştirdiği ve ülkemizin tanınan bir o kadar sevilen aşığı olan Rüstem ALYANSOĞLU’ nu sizlere tanıtmak istiyorum. Rüstem Alyansoğlu, rahmetli ÇOBANOĞLU, Şeref Taşlıova, İlhami DEMİR gibi aşıklarla atışabilin, onlarca plak ve kaseti bulunan önemli bir aşığımızdı… bu vesile ile kendisini rahmetle anıyorum. Gençlerimizin de bu aşıklarımızı tanımalarına vesile olmasını diliyorum…



RÜSTEM ALYANSOĞLU (1939 – 1981)



1939 yılında Selim ilçesinin Baykara köyünde doğdu. Âşıklık geleneğine ilişkin ilk bilgileri yörenin âşıklarından olan babası Hüseyin Alyansoğlu’dan aldı. Köyüne gelen bir göçebe kızı olan Bergüzar’a âşık olduktan sonra şiir yazmaya ve bağlama çalmaya başladı. Önce yöredeki, daha sonra Türkiye’nin öteki yörelerin deki bir çok âşıkla tanışıp karşılaşma olanağı buldu.

Kendi anlatımıyla, Kuzeydoğu Anadolu’nun ünlü âşıklarından Şenlik ve Sümmani’nin etkisinde olan Aşık Alyansoğlu, hem usta malı türküleri hem de kendi türkülerini söyledi. 1970 yılından itibaren Konya Âşıklar Bayramına katıldı. Çeşitli dallarda birincilik ödülleri aldı. Şiirlerinde ağırlıklı olarak gurbet, yoksulluk gibi konuları işledi. Öteki dallarda da birçok örnek verdi. Aşıklık geleneğini yurtiçinde ve yurt dışında devam ettirdi. Birkaç tane de çırak yetiştirdi. Bunlardan bir tanesi de yeğeni Mansur Alyansoğlu’dur. 41 yaşlarında iken yakalanmış olduğu amansız bir sarılık hastalığından kurtulamayarak 21.10.1981 yılında arkasında eşini ve gözü yaşlı 5 çocuğunu bırakarak Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 



İşte 6 tane şiiri….

























KARA TOPRAK



Bunca gelip gidenleri 

Koymuyor bu kara toprak 

Nice canları yedi de 

Doymuyor bu kara toprak 



Bunca çalıştığım boşa 

İsmini yazarlar taşa 

Ne ağa der ne de paşa 

Saymıyor bu kara toprak 



ALYANSOĞLU’yum ozanım 

Asıl senmişsin mekânım 

Çok bağırdım ala canım 

Duymuyor bu kara toprak 





NERDE



Cahil insan ile edersen pazar 

Maya nerde zarar nerde kâr nerde 

Gün gelir ki dostu dostunan üzer 

Selam nerde sabah nerde sır nerde 



Mevla emreyledi levh-i kaleme 

Melekleri boyun eğdi selama 

Nur-u didarına vardı kelâma 

Musa nerde asa nerde Tur nerde 



ALYANSOĞLU derler boş geçti zaman 

Eyüp’e dert verdi Yusuf’a zindan 

Hızır’a aşk verdi Yunus’a umman 

Balık nerde Yunus nerde tor nerde







YOKSULUN



Dünyaya gelmeden felek peşinde,

Asla hiç güler mi yüzü yoksulun.

Bir lezzet görmedi tatlı aşında,

Kurumuş temelden tuzu yoksulun.



Durmadan baktırır her gün falına,

Saat bulmaz kayış bağlar koluna,

Beş kuruş getirip versen eline,

Tutmaz eli, görmez gözü yoksulun.



Yastığı şapkadır, ceket yorganı,

Yavan ekmeğidir kuru soğanı,

Bir çuvalı vardır bir de urganı,

Kaldırmaya tutmaz dizi yoksulun.



ALYANSOĞLU bu ahvale erilmez,

Dolu vurdu çiçekleri derilmez,

Her ne söylenirse kulak verilmez,

Yalan olur doğru sözü yoksulun.





BAYRAM GÜNLERİNDE



Komşular bir birisine,

Vara bayram günlerinde.

Açılan dil yarasını,

Sara bayram günlerinde.



Bayram günü arzusunu,

Unutsunlar sızısını,

Dertli anam kuzusunu,

Sara bayram günlerinde.



ALYANSOĞLU şiir düzdü,

Düzdükçe göz yaşı süzdü,

Kıbrıs’a bir tebrik yazdı,

Vara bayram günlerinde.

































DÖNDÜ



Bana derler kederin yok,

Yanık bağrım taşa döndü.

Gecelerim hayal oldu,

Gündüzlerim düşe döndü.



Yüküm gider kervan gibi,

Gülmeyen bezirgan gibi,

Dünya bir merdivan gibi,

Yollarım yokuşa döndü.



ALYANSOĞLU yok imkanım,

Suyu bitmiş değirmenim,

Ne evim var ne mekanım,

Bir yuvasız kuşa döndüm.





GEL GEL



Yaz bahar ayında arzu eyledin

Birde bizim elin kışına gel gel.

Hasta düştüm üzerime gelmedin,

Ben ölürsem boşu boşuna gel gel.



Çaldıkça sazımı artar kederim

Demek böyleymiş benim kaderim

Dört kaptanlı bir gemide giderim

Dostların seyreder peşine gel gel.



Dertli aşık seni bekler burada

Bu gidişle eremedim murada

Gelip sorsan Alyansoğlu nerede

Baykuş konmuş mezar taşıma gel gel.

















































































DÖKDE GİT 



Bana hasret kalan yarim

Gözlerinden yaş dök de git.

Hasta düştüm ulaşmadın

Mezarıma taş dök de git.



Duman dağı bürümeden

Her yanına yürümeden

Kemiklerim çürümeden

Mezarıma köş dök de git.



Daha bekletme zamanı

Gelmeden dağın dumanı

Bağrımda sevda çıbanı

Gel bağrımı deş dök de git.



Alyansoğlu’n gönlü gamla,

Ne olur derdimi anla

Gözlerinden birkaç damla

Bir değil de beş dök de git.









































































MUHANNET



Çok zamandır terk eylemiş yurdunu

Gelip hanesine dönmez muhannet.

Soran yok ki bu garibin derdini

Geçer selamını vermez muhannet.



Yabancılar bağlarından gül çeker

Kulaklarım ses de, gözüm yol çeker

Ne haber gönderir ne de tel çeker

Mektup da halimi sormaz muhannet.



Alyansoğlu yüreğinden karalı

Gönüller yakındır menziller aralı

Vurdu yüreğimden koydu yaralı

Gelip yaralarım sarmaz muhannet.

Etiketler:
Bu yazi toplam 432 defa okundu
YORUMLAR
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR